Aşkın kimyası…

Aşık olunca vücut kimyamız değişir, sevdiğimiz kişi dünyanın merkezi olur. Aşık olduğumuz kişiyi sahiplenir, aşk için yaşarız.
Antropolog Helen Fisher’in aşk, seks ve aldatma üzerine yapmış olduğu bir konuşmayı ilginizi çekeceğini düşünerek deşifre ettim.

Helen Fisher’in anlattıkları içinde benim ilgimi çeken kısım aşık olup, bir başka kişiyi fark etmemiz ve onun hayat duruşundan etkilenmemiz sonucunda bedenimizde olan değişimleri incelemiş olmasıdır. Bakalım sizin zemininizde bu yazı ne ifade edecek?

Helen Fisher’e göre aşk nedir?

Neden seviyoruz?

Helen Fisher ve çalışma arkadaşları, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirmiş. Bu kişilerden 17’si kara sevdalı ve aşklarına cevap bulmuş olanlar. Kalan 15’i ise aşıkları tarafından yeni terkedilmişler. Amaçları aşkın insan biyolojisi üzerindeki etkileri bulmak ve buna sebep olan duyguların gelişimini izlemekmiş.

Sevdiğimiz kişi dünyanın merkezi oluyor
Çalışmalarda fark ettikleri ilk belirgin özellik, aşık olan kişi için aşık olduğu kişinin “özel bir anlam” kazanması. Bu kişi için aşık olduğu kişi dünyanın merkezi oluyor.

Sevdiğimiz kişi farklı oluyor
George Bernard Shaw bu durumu daha farklı ifade etmiş: “Aşk bir kadınla öteki arasındaki farklara fazla önem vermektir”.

“Birine çılgınca aşık olduğunuz zaman, bir park yerine gittiğinizde onun arabası, park yerindeki bütün diğer arabalardan farklı olur. Bardağı misafirlikte bütün diğer bardaklardan farklıdır.”

Çin’de yazılmış çok kısa bir şiir ise tümüyle belirli bir kadın üzerine odaklanmış bir adamı gösteren mükemmel bir örnek: Şiirde, adam bir bambu yer yatağına takılmış. Şairin adı: Yuan Çeni. Şiir de şöyle: “Bambu yer yatağını kaldırmaya kıyamıyorum. Seni evime getirdiğim ilk gece, sererken seni izlemiştim”.

Aşık olunca zihnimizdeki dopamin aktivitesi artıyor
Yer yatağına takılıp kalmasının sebebi büyük ihtimalle zihnindeki yoğun dopamin aktivesidir. Bu kişi özel bir anlam kazanmakla kalmıyor, bir de o kişinin üzerine titremeye başlıyorsunuz. Onu yüceleştiriyor, onun hakkında yoğun enerji biriktiriyoruz.

Sevdiğimiz kişiyi cinsel anlamda aşırı sahiplenirsiniz
Aşık olduğunuz vakit, sevdiğinizi cinsel anlamda da aşırı derecede sahiplenirsiniz. O kişiyi paylaşamazsınız, sadece size ait olsun istersiniz.

Yoksunluk çekmek
Aşkın ana özelliği, yoksunluk çekmektir. Bir kişinin beraberliğinin sadece cinsel değil, duygusal olarak da yoksunluğu hissedersiniz. Onunla seks yapmayı, sizi daha çok aramasını, sizi bir yere davet etmesini, size sevdiğini söylemesini istersiniz. Kısaca onun tarafından sahiplenilmek istersiniz.

Aşk bir dürtüdür
Aşık olunca beyninizdeki motor çalışmaya başlar, bu kişiyi arzularsınız. Son olarak bu bir takıntı haline gelir. Araştırmaya katılan kişilere ”Günün ve gecenin yüzde kaçında bu kişiyi düşünüyorsunuz?” diye sorulmuş. Cevap “Bütün gün, bütün gece onu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum” olmuş.

İkinci önemli soru ise “Onun için ölür müsünüz?”. Gerçekten de, bu insanlara sanki tuzu uzatmaları istenmiş gibi ‘evet’ demişler. Bu cevap aşkın bir duygu olmadığını bir “duygu silsilesi” olduğunu anlatıyor.

Ama aslında aşk bir dürtüdür demiştik. Zihnin motorunun “isteyen” parçasından, ‘yoksunluk hisseden’ parçasından gelir. Tıpki zihnin çikolataya uzanırken, işinizde ilerlemeyi isterken çalışan kısmından gelmesi gibidir.

Gerçekten de, bu dürtünün seks güdüsünden de güçlü olduğunu düşünüyorum. Aşkı reddedilen insanlar, bu sebeple cinayet işlerler. İnsanlar aşk için yaşar. Aşk için öldürür. Aşk için ölür.

Aşk aynı zamanda güçlü beyinsel sistemlerden biridir. Aşkın başlangıcında sevinç ve saplantı çok yoğundur.

Copyright © 2008 Orkidemce.info Tasarım Mursel Aygun
  »    » 
Bu sayfa 166 adet veri tabanı sorgusu sonucunda 0,559 saniyede oluşturuldu.