Cinsellik ve güzellik…

İnsanlığın ilk yaradışılından itibaren güzellik konusu önemini her zaman korumuştur. Hayatın her anında en güzelini isteriz, güzel bir ev, güzel giysiler, güzel eş, güzel yemekler vs vs… Cinsel hayatımızda da güzellik önemini en zirvede koruyan değerleden biridir.

Zira insan, uyarma ve uyarılmaya doğal olarak açık ve koşullanabilen bir varlıktır. “Güzel” olarak kabul edilen şey, kimse, durum, ses, koku vb. ise en etkili “uyarıcı”lardan biri, belki de birincisidir.

İnsanlar bu gerçeğin pek çabuk farkına varmışlar, güzelden zevk alma duygularını doyurmak için olsun başkalarını şu ya da bu anlamda etkilemek, uyarmak için olsun güzeli ve güzelliklerini kullanmak, vurgu­lamak üzere ellerindeki hemen her olanağı değerlendirmişlerdir.

Belli bir estetik anlayış içinde sergile­nen cinsellik ile güzellik birlikteliğinin oluşturduğu erotizmde olsun, insanların giyinmelerinde, süslenmelerinde, kısacası modada başvurdukları “uyarıcı” çarelerin, hilelerin temelinde olsun hep bu güzellik etkeni bulunur.

guzellik ve cinsellik ,Güzellik-cinsellik-uyarı etkenlerinin birbirinden pek kolayca kopmayacak bir bütün oluşturduklarının bilinci, bu üçlü­den en yüksek verimi elde etmek ereğiyle birleştiğinde, insanın fizik olarak güzel yanlarını vurgulama, kusur ve çirkinlikle­rini olabildiğince gizleme amacıyla yaptığı makyaj sınırlarını da aşmış, günümüzün tıbbî ve teknik olanaklarının da yardımıyla estetik müdahalelere dek uzanmıştır.

Güzellik-cinselik-uyarı etkenlerinin in­sanlara manevî bir haz verme özelliğinden ve güzellikle cinselliğin birleşmesinden ne denli etkili «bir uyarım gücünün ortaya çıktığını henıen kavrayan çevreler bu güce salt ticarî planda el atarak tanıtma-pazarlama alanına sokmuşlar ve özellikle reklamcılıkta gittikçe artan oranlarda cinselliğe başvurur olmuşlardır.

Öyleki güzellik ile cinsellik ilişkisi, insan yaşamın­da, hele iletişim araçlarının dünyayı her geçen gün daha küçülttüğü, dolayısıyla biryerde çıkıp tutulan bir şeyin, bir modanın kısa zamanda dünyanın pek çok başka yerine yayılabildiği günümüzde, giyim-kuşamdan saç biçimine, süslenme­den güzelleşmek uğruna katlanılan estetik ameliyatlara varıncaya dek bireylerin en özel, en kişisel uğraşlarını, ilgilerini, zevklerini etkiler, belirler olmuştur.

Genel olarak güzellik ve özel olarak kendi güzellikleri insanları en eski çağlar­dan beri uğraştırmıştır. Hazreti Yusuf u ilk kez gören kadınların farkında olmadan soymakta oldukları elma yerine parmakla­rını kesmeleri ya da “Kleopatra’nın burnu kalkık olmasıydı dünya tarihi bambaşka olurdu” gibi -abartılı da olsa- yargılar, dinî menkıbelerden tarih anlayışına dek uzanan çok geniş bir yelpaze içinde hem erkek hem de kadın güzelliğinin karşı cinsi, daha doğrusu her iki cinsi de uyarmakta ne denli güçlü olduğunu belirtmeye yetecek yalnız­ca iki örnektir.

Güzellik anlayışının değişik devirlerde, değişik halklarda ya da aynı devirde, aynı halkta ama değişik toplumsal sınıflarda farklı olması, kısacası güzelliğin ya da güzellik anlayışının değişken oluşu, aslın­da, işlev olarak tümünün de aynı “uyar­ma” işlevini yerine getirdiğini gözden kaçırtmamalıdır.

Değer ölçülerinin, değer yargılarının değişkenliği “güzellik” dedi­ğimiz olgunun kendinden gelen bir özellik olmayıp, toplumsal koşulların ve onlarca belirlenen ideolojik-ahlâksal ölçütlerin bir sonucudur. “Güzel” ancak insana göre ve ancak insanla varolabildiğine göre bu da doğaldır. Güzel’in kendi anlamı insanın yargısı aracılığıyla gerçekleşebilir

Copyright © 2008 Orkidemce.info Tasarım Mursel Aygun
  »    » 
Bu sayfa 166 adet veri tabanı sorgusu sonucunda 0,770 saniyede oluşturuldu.