Depresyonun Beslenme ve İştaha Etkileri…

İştah ve beslenme alışkanlıklarındaki olumsuz değişikliklerin genellikle depresyona bağlı olduğu düşünülmektedir, fakat az bilinen gerçek ise; anksiyetenin de bu tür beslenme bozukluklarına yol açabildiğidir.

Anksiyete ve depresyon, iştah ve beslenme alışkanlıklarını farklı biçimlerde etkilerler. Depresyon birçok biyolojik fonksiyonu (açlık, susama, cinsellik, hareket etme isteği) bastırır. Anksiyete (kaygı) ise aynı sistemlerin aşırı uyarılmasına bağlıdır. Bu yüzden; kaygılı olduğumuzda huzursuz, tetikte ve aşırı odaklanmış oluruz.

Basite indirgemek adına; depresyonun insanı ‘’durağanlaştırdığı’’, anksiyetenin ise insanı ‘’aşırı-aktif’’ yaptığını söyleyelim. Bu düşünceyi sürdürürsek göreceğimiz gibi, depresyon iştahın ve beslenmenin azalmasına, anksiyetede ise aynı şekilde artmasına neden olacağını düşünürüz. Kulağa oldukça basit geliyor, değil mi?

Depresyon ve Kaygı Yeme Bozukluklarına Yol AçabilirAma ne yazık ki gerçek hayat bundan biraz daha karmaşık. Depresyondaki bazı bireyler aşırı bir iştah artışı geliştirmekteler. Aynı şekilde anksiyete de iştahı öldürebilir veya kişiyi doymak bilmez bir obura dönüştürebilir. P eki bu nasıl mümkün olabilir? Nasıl hem depresyon, hem de anksiyete kişiyi zıt yönlere çekebilir?

Bu soruları cevaplamak için, anksiyete ve depresyona biraz daha yakından bakmalıyız. Çalışmalar gösteriyor ki vakaların %60’ında depresyon ve anksiyete birlikte yürümekte. Depresyondaki bazı bireyler kendilerini huzursuz ve heyecanlı hissediyorlar. Hislerdeki bu artış, depresyona eşlik eden anksiyete nedeniyle ortaya çıkıyor olabilir.

Bu yüzden, eğer bireyde belirgin düzeyde anksiyete görülmekte ise, tedavi anksiyete üzerinden gitmelidir.

Kaygı İştahınızı Kapatabilir
İşte anksiyetenin iştahı öldürüp yeme alışkanlıklarını baskıladığı hakkında bir açıklama: Anksiyete midedeki asitlerin aşırı salgılanmasına neden olarak mide bulantısına veya tokluk hissine sebebiyet verebilir. Bunun yanında, anksiyete vakalarında tecrübe edilebilen yutkunma zorluğu ve boğazdaki doluluk hissi de bireydeki yeme arzusunu baskılayabilir.

Anksiyete ve beslenme bozuklukları arasındaki diğer bağlantılar henüz tam anlamıyla anlaşılmış değil. Örnek olarak, sosyal korkular ve başkaları tarafından yargılanma / değerlendirilme düşüncelerinin de iştah kayıpları ve yemeyi reddetmeye neden olabildiği bilinmekte.

Günlük hayatımızdaki ilişkilerimizde varolan sorunlar da yine aynı şekilde aşırı yeme veya yetersiz beslenme ile bağlantılı. Belki de öfke ve kaygı bundan sorumlu. Aynı şekilde, bu durumun tersi de geçerli; yani gündelik yaşamımızdaki ilişkilerimiz iyiye gittikçe, anksiyete ve beslenme problemlerimiz de iyileşme gösterecektir.

Hamilelikte Dikkat Edilmeli
İlginç olarak, hamilelik ve emzirme dönemindeki bazı vakalarda anksiyete ve yeme problemleri kendiliğinden değişir. Bununla birlikte, kişisel ve ailevi durumlar önemli bir rol oynamaktadır. Eğer uyuşmazlık ve gerilim ailede mevcutsa, hamilelik ve çocuk doğumunun anksiyete veya depresyonu buna bağlı olarakta beslenme sorunlarını arttırma olasılığı yüksektir.

Eğer bireyde yalnızca anksiyete sözkonusuysa, sinir sistemininin bu aşırı aktivitesini sakinleştirmek yardımcı olabilir. Tabii aynı zamanda zihni de sakinleştirmelisiniz. Ayrıca belli ki eğer sizi geren bir durum söz konusuysa bu durum adına değişiklikler yapılması düşünülmelidir.

Vücudu ve zihni rahatlatma tekniklerini öğrenin. Hafif, tatlı bir müzik etkiyi arttırabilir. Aynı zamanda nefes teknikleri ile gövde rahatlatılabilir.

Tüm vücudunuz gevşedikten sonra, yavaşça karın ve kasık bölgelerinizi esnetin. Karnınızı içten ve dıştan rahat bırakarak sakince nefes alın…

Copyright © 2008 Orkidemce.info Tasarım Mursel Aygun
  »    » 
Bu sayfa 130 adet veri tabanı sorgusu sonucunda 0,462 saniyede oluşturuldu.