Erkekleri anlama kılavuzu ‘Erkekler neden kadınları çıldırtır?’

Erkeklerle ilgili en sık dert yandığınız konulara bir de uzman gözüyle bakın. Sık sık biyolojik farkılıklarına sığınan erkeklerin hangi durumlarda haklı olabileceklerini bir kez daha düşünün…

John Gray 90’lı yıllarda çok satan o kitabı yazdığından beri erkekler ve kadınların farklılıklarını dile getirirken hep şöyle diyoruz; Erkekler Mars’tan Kadınlar Venüs’ten… Bu ifade birçok şeyi özetlemeye yarasa da tam olarak neden bahsettiğimizi bilemiyor, konu kendimize, eşimize ve ilişkimize geldiğinde bu farkı anlamakta güçlük çekebiliyor, bu temel farklılıklar nedeniyle birbirimizi kırıyor hatta ilişkilerimizi bitirebiliyoruz. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Psikiyatrist Defne Eraslan, erkekler ve kadınların beyin yapılarının ve duyguları işleme biçimlerinin farklı olduğunu ve bu farkın evrimsel olarak üstlenmek zorunda olduğumuz görevler nedeniyle ortaya çıktığını belirtiyor. Günümüzde kadınlar iş hayatının içinde her geçen gün daha fazla yer almaya başlasalar da insanlık tarihi boyunca öncelikli görevi çocuk doğurmak, ona bakabilmek ve onun duygularını anlayabilmek olan kadınlar diğer insanların ve tabii erkeklerin duygularını okumakta çok daha başarılı oluyor. Evrimsel olarak eve yemek getirmek ve evi korumakla görevli olan erkekler ise düşünmekten çok yapmaya odaklı davranıyor. İlk çağlardan bugüne yaşam tarzlarımız hızla değişse de bu temel özelliklerimizi hala sürdürüyor olmamız kadın-erkek arasındaki temel farkı oluşturuyor. Kadınların anlamakta zorlandığı bazı erkek davranışları hakkındaki sorularımızı yanıtlayan Psikiyatrist Defne Eraslan, şu uyarıyı yapmayı da gerekli buluyor; erkek ve kadın davranışları hakkında bazı genellemeler yapsak da her insanın kişiliğinin farklı olduğunu ve her ilişkinin kendine ait kuralları bulunduğunu kesinlikle unutmamak gerekiyor.

NEDEN SESSİZCE ÇEKİP GİDERLER?
Bir ilişkide aniden çekip giden erkeklerin kişisel olarak farklı nedenleri olmakla birlikte birçok erkek bunu bağlanma korkusu ile yapıyor. Doğal farklılıkları nedeniyle bir insana tamamen bağlanıp, kendini tek bir kişiye verip her şeyden vazgeçmek erkeklere çok daha zor geliyor. Öte yandan evlenmeyi daha ileri yaşlara erteleyebilen erkeklerin üzerinde kadınlar kadar fazla evlilik baskısı olmaması da bağlanmalarını zorlaştırıyor. İlişkinin ciddiye gittiğini gören ya da bu konuda kadının ileriye dönük talepleriyle karşılaşan erkek ayrılmayı tercih edebiliyor. Duygularını ifade etmekte zorlanan erkek, neden ayrılmak istediğini kadına açıklamak yerine ‘Kırmak istemiyorum, nasıl olsa anlar’ diyerek ortadan kaybolabiliyor ancak bu davranışın çok daha kırıcı olduğunu düşünemiyor. Psikiyatrist Eraslan, bağlanmaktan korkan kadınların sayısının da son yıllarda hızla arttığının altını çiziyor.

NEDEN ŞİDDETE DAHA EĞİLİMLİLER?
Erkeklerin şiddet eğiliminin hem biyolojik hem toplumsal olduğunu belirten Psikiyatrist Defne Eraslan, “Şiddet öğrenilen bir davranış. Erkek çocuk büyüdüğü evde ‘Öfkelendiğin zaman şiddet uygulayarak duygularını ifade edebilirsin ve bir kaybın olmaz’ mesajını alıyorsa kendi hayatında da şiddet uygulamanın doğal olduğunu ve bundan dolayı bir ceza almayacağını düşünüyor. Babasının sinirlendiğinde annesine vurduğunu gören çocuk bunu normal bir davranış olarak öğreniyor, sorgulamıyor. ‘Erkektir döver, kocamdır döver’ anlayışı devam ettikçe şiddet nesilden nesile aktarılıyor. Bu nedenle şiddetin kabul edilemeyeceğini ve bir cezası olduğunu bilmek çok şeyi değiştiriyor” diyor.

NEDEN DUYGULARI HAKKINDA KONUŞMAZLAR?
Beyin yapıları ve olayları inceleme şekilleri biz kadınlardan farklı olan erkekler, duygularını ifade etmekte zorluk çekiyor ve bu konuda açık olmamayı tercih ediyor. Buna ilaveten toplumdaki “Erkek adam ağlamaz, erkek adam şikayet etmez” şeklindeki yetiştirme tarzı çocukluktan itibaren kendilerini ifade etme konusunda erkeklerin kısıtlanmalarına neden oluyor. Psikiyatrist Eraslan, bu durumdan şikayetçi olan kadınların öncelikle erkeklerin duygularını bizim kadar açık anlatmayabileceklerini kabul etmeleri gerektiğini belirtiyor ve ekliyor; “Eğer beraber olduğunuz erkeğin duygularını anlamıyorsanız ve bu durum ilişkinizde zorluklara neden oluyorsa ondan daha açık olmasını talep etmelisiniz. Ancak bunu yaparken asla ‘Sen anlatmıyorsun, benimle konuşmuyorsun, demek ki beni sevmiyorsun’ gibi çıkarımlar yapmayın. Aksi taktirde erkek savunmaya geçiyor ve duygularını anlamak daha da zorlaşıyor.” Eraslan, kadınların kendi hislerini anlatarak iletişim kurmalarını yani ‘Ben böyle hissediyorum, bu konuyu nasıl çözelim, sen ne düşünüyorsun?’ gibi ifadeler kullanmalarını öneriyor.
NEDEN TERAPİYE GİTMEK İSTEMEZLER?
Duygularına derin bakmak ve onları ifade etmek yerine sorunlarını bir şeyler yaparak çözmeye çalışan erkekler, yardım istemekten de hoşlanmıyor. Erkeklerde depresyon, alkolizm ve şiddetin ortaya çıkması da bu nedenle daha sık görülüyor. “Ben yapamıyorsam terapist nasıl yapacak?” düşüncesi erkeklerin terapiye gitmemesine neden oluyor. Oysa depresyon zaten kişinin kendi kendine yardım edemediği bir durumu ifade ediyor. Psikiyatrist Defne Eraslan, kadınların erkekleri çok fazla desteklediğini, depresyon, bağımlılık ya da öfke nöbetlerinden dolayı olumsuz sonuçlar yaşanmasına izin vermediklerini, açıkları kapattıklarını, yaşananları sineye çektiklerini ve eşlerinin ‘düşmesine’ izin vermediklerini belirtiyor. Eraslan, “Oysa kadınlar hem sosyal hayatta, hem günlük bakımda hem de yaptıklarının sonucunu görmeleri anlamında erkekleri biraz oluruna bıraksalar, erkek bir kez dibe vursa ben buradan nasıl çıkacağım diye düşünerek yardım isteyecek” diyor. Eraslan, erkeklerin son yıllarda terapiye gelmekte daha rahat olmaya başladığını da ekliyor.

NEDEN ALDATIRLAR?
Psikiyatrist Defre Eraslan, aldatan erkeklerin çok sık kullandığı ‘Erkekler üremek için programlanmıştır’ gerekçesi hakkında şunları söylüyor: “Biyolojik özellikler açısından yaklaşıldığında kadın tek bir kişiden çok emek harcayarak çocuk doğururken, erkeğin birden çok insandan çocuk sahibi olabildiği bir gerçek. Aslında tek eşlilik doğada çok az görülen bir durum ve kadınlar da erkekler de bu konuda kısmen biyolojilerine karşı çıkıyorlar. Ancak günlük hayatın içinde biyolojimize aykırı birçok başka şey de yaşıyoruz. Tek eşlilik biyolojimize ters olsa dahi getirdiği faydalar nedeniyle tercih ediliyor.” Kadın için de erkek için de yeniye ilgi duymanın çok doğal olduğunu söyleyen Eraslan, “Ancak bir seçim yapmak gerekiyor. Sürekli yeninin peşinden koşabilirsiniz ancak günün sonunda yalnız kalabilir, yüzeysel ilişkiler içinde yaşayabilirsiniz. Birçok erkek de aslında bunu istemiyor. Ancak sonuçta herkesin bu seçimi yapma biçimi farklı oluyor” diyor.

NEDEN ALIŞVERİŞ YAPMAYI SEVMEZLER?
Biz kadınlar alışveriş yaparken ürünlerin tüm detaylarına dikkat ederken erkekler olaya daha yukardan ve sonuç odaklı yaklaşıyor. Kadınların çok önem verdiği detaylar erkeklere önemsiz geldiği için alışverişte geçen zamanı boşa harcanmış olarak görüyorlar.

NEDEN YOL SORMAZLAR?
Tıpkı terapiye gitmekte zorlanmaları gibi yardım istemekte zorlanan erkekler bilmedikleri bir yerde yol sormayı da sevmiyor. Psikiyatrist Defne Eraslan, erkeklerin yol sormaktan neden özellikle hoşlanmadıklarının psikiyatride henüz çözülemediğini belirterek, olaya espriyle yaklaşıyor: “Neyse ki artık navigasyon cihazları var ve erkekler yol sormak zorunda kalmıyor.”

ERKEKLER EN ÇOK;
› Kadınların nedeni anlamadan sonuca atlamasından,
› Yapmadıkları şeylerden dolayı suçlanmaktan,
› Gerçekten hiçbir şey düşünmüyorken bir şey düşünmeye zorlanmaktan,
› Kadınların kendilerine evleri ve çocukları kadar özen göstermemesinden,
› Detaylara çok önem veren eşlerinin günlük hayattan zevk alamamasından şikayet ediyor.

NEDEN ANNELERİNE ÇOK DÜŞKÜN OLURLAR?
“Annelerine düşkün erkeklerin ve oğullarına düşkün annelerin” toplumun kanayan yarası olduğunu belirten Psikiyatrist Defne Eraslan, “Kadınları da erkekleri de anneleri büyütüyor. Ancak kızların olgunlaşabilmeleri için doğal bir süreç olarak küçük yaşta anneleri ile rekabet içine girmeleri gerekiyor. Erkeklerde ise böyle bir rekabete gerek kalmıyor” diyor. Türk toplumunda kadının toplumsal konumunun olması gerektiği yerde olmaması nedeniyle, kadın anne olduğunda değer ve saygı görüyor ve oğlu ile ilişkisini koparmak istemiyor. Kız çocuk ise biraz da gideceği ailenin parçası gibi görülüyor. Kız çocuklarının arkadaşları ile dışarı çıkabilmek gibi bazı hakları elde edebilmek için ailesi ile çatışma yaşadığını ve bu sayede özgürlüğünü kazandığını belirten Psikiyatrist Defne Eraslan, erkeklerin ise böyle bir süreç yaşamadığını belirtiyor. Tüm bu gerçekler, erkek çocukların annelerine daha bağımlı olmaları sonucunu çıkarıyor. Üstelik bu durum, sadece kırsal kesimde, eğitim düzeyi düşük ailelerde değil, sosyoekonomik düzeyi ve eğitim seviyesi yüksek ailelerde de çoğunlukla bu şekilde yaşanıyor.

Copyright © 2008 Orkidemce.info Tasarım Mursel Aygun
  »    » 
Bu sayfa 169 adet veri tabanı sorgusu sonucunda 0,509 saniyede oluşturuldu.