Estetik dolguya dair bilinmesi gereken her şey…

Estetik dolguya dair bilinmesi gereken her şey…

Günümüzde estetik dolgu maddeleri kozmetik amaçlı olarak yüzün ve vücudun birçok farklı alanında kullanılıyor. Peki dolgunun yan etkileri, yan etki riskini azaltan uygulama teknikleri neler?

Son yıllarda minimal invaziv kozmetik girişimlerin popülaritesi hızlanarak artıyor. Bunlardan biri olan hyalüronik asit uygulamalarında da istenmeyen etkiler ve komplikasyonlar görülebiliyor. Estetik dolguya dair bilinmesi gereken her şey...Bu komplikasyonlar yapılan işleme, kullanılan ürün ya da cihazlara, kullanılan tekniğe veya diğer faktörlere bağlı olabilir. Komplikasyonları önlemek için bu girişimler uygun teknik ve malzemeler kullanılarak dikkatle uygulanmalı ve hastalar işlem sonrası gereken şekilde yakından takip edilmelidir.

Dr. Wolfgang Redka-Swoboda ve Dr. Stefan Lipp beraberinde estetik cerrahiye rakip olan dolgu uygulamaları, dünyadaki estetik trendler, hyalüronik asit uygulamalarında yan etki çeşitleri, yan etki riskini azaltan uygulama teknikleri, yan etki yönetimi ve sonrası yapılması gerekenler
Son yıllarda neden dolgu uygulamaları arttı?

DR. REDKA: Bunun nedeni giderek daha çok sayıda insanın cerrahi gerektirmeyen harika anti aging uygulamaları olduğunun farkına varmasıdır. Ayrıca 10-15 dakika gibi kısa süren uygulama sonrasında kişi hemen işine ve sosyal hayatına geri dönebilir, bu da en önemli sebeplerden biridir.

DR. LIPP: Hastalar ve doktorlar, dolgu gibi minimal invaziv tekniklerle, hiçbir zaman kaybı yaşamadan kısa sürede, düşük maliyet ve riskle çok iyi estetik sonuçlar elde edebileceklerini fark ettiler.

Dolgu uygulamasının riskleri nelerdir?Estetik dolguya dair bilinmesi gereken her şey...

DR. REDKA: Yalnızca adı sanı belli olmayan veya hyalüronik asit dışındaki dolguları kullanmanız risklidir. Hyalüronik asit hiçbir yan etkisi olmayan, tamamen doğal bir maddedir. Ancak plastik, hidroksilapatit veya insani olmayan bileşenler içeren dolguların kullanılması risklidir.

DR. LIPP: Kullandığınız ürüne bağlıdır. Silikon veya akrilat gibi kalıcı dolgularda, granülom gibi yabancı madde reaksiyonu riskleri vardır. Polilaktik asit ve kalsiyumhidroksilapatit gibi yeni nesil sentetik dolgularda riskler doktorun deneyimine bağlıdır. Ama tüm maddelerdeki sorun granülom tedavisinin çok zor olması ve bazen cerrahi müdahale gerektirmesidir. Piyasadaki tüm dolgular içinde hyalüronik asit en güvenilir olanıdır. Yan etkiler ve granülom çok enderdir (3000 enjeksiyonda 1) ve bir antidot olan Hyaluronidaz enzimiyle bu komplikasyon tedavi edilir.

Dolgu uygulamasının artıları nelerdir?

DR. REDKA: Dolgular anestezi gerektirmeyen, 10 – 15 dakikalık bir süreçte hastaya uygulanır.

DR. LIPP: Anında alınan sonuçlar, çok hızlı uygulama, genel anestezi gerektirmemesi, hiç zaman kaybı yaşanmaması ve hatta bütçenizin uygun olmaması halinde tedaviden adım adım yararlanma imkanı. Dolgu maddelerini ve olası yan etkilerini belirtebilir misiniz?

DR. REDKA: Hyalüronik asit hiçbir risk oluşturmadan veya hastanın bedenine zarar vermeden uygulanan tek dolgu tedavisidir. Hyalüronik asit terapisinin hiçbir yan etkisi yoktur. Hyalüronik asit vücudumuzda doğal olarak bulunur ve derin tabakalarda su tutarak cildimizin hidrasyonunu iyi bir düzeye getirmeye hizmet eder. Hyalüronik asit insan vücudunda bulunan bir madde olup steril koşullarda bakterilerden elde edilir. Yani insan vücuduna tam uyumludur.

DR. LIPP: Önerdiğim tek dolgu maddesi hyalüronik asittir. Özel tedavi gerektirmeyen yaygın yan etkileri hematom, şişme ve ödemdir. Ender olarak doktorunuzun kolayca tedavi edebileceği spesifik olmayan inflamatuvar reaksiyonlar veya lokal alerjik reaksiyonlar görülebilir. Çok ender olarak, sertlik, granülom ve çok az vakada beklenmedik şekilde malzemenin arter içine enjekte edilmesi görülebilir. Ama dolgu hyalüronik asit olduğunda bu yan etkiler hyalüronidaz adlı anditotla bertaraf edilebilir. 2014 yılında dolgu uygulamalarında ve diğer estetik uygulamalarda trendler nelerdir?

DR. REDKA: Teosyal ile dolgu ve yüz hacminin düzeltilmesi birinci sırada, yeniden yapılandırma kompleksi içeren ışık dolgusu ve gözaltı ışık dolgusu ikinci sırada yer alıyor. Üçüncü olarak da iplikle yüz germeyi sayabiliriz.

DR. LIPP: Hyalüronik asit ürünleriyle ve ek olarak amino asitler ve vitaminler gibi cildi yeniden yapılandıran bileşenlerle göz yaşı oluğu bölgesinin tedavisi ve yüze tam bir hacim kazandıran tam yüz konsepti, yaşlanan eller ve cildin gençleştirilmesi dermal dolgu trendleri arasındadır. Genel olarak non invaziv veya minimal invaziv yağ azaltma/yıkımı estetik cerrahideki önemli uygulamalardandır.

Dolgu yaptıranlar hangi ürünün kullanıldığına ne kadar dikkat ediyor?

DR. REDKA: Özellikle, yapay maddeler içeren dolgular kesinlikle kullanılmamalıdır. Yalnızca saf hyalüronik asit kullanılmalıdır. Az sayıda hasta kullanılan ürünlere dikkat ediyor.

DR. LIPP: Elbette hyalüronik asit kullanırken ürünün nereden geldiğinden emin olmalısınız. Hyalüronik asit streptokok türü bakterilerden üretilir. Bu bakteriler, lokal alerjilere neden olan bir toksin de salgılar. Tescilli bir laboratuvarda diyaliz süreciyle toksin neredeyse tamamen giderildiğinden hyalüronik asit çok temizdir. Ürün tescilli olmayan bir laboratuvardan geliyorsa, ürünün içerebileceği yüksek oranda bakteri toksini ve de yan etkilerin görülmesi riski yüksektir.

Hastalar, normalde kullanılan ürünlere dikkat etmez. Daha önce dolgu yaptırmış hastaların %90’ı kendilerine enjekte edilen ürünün markasını söyleyemez. Dermal dolgular, hyalüronik asit gibi biyolojik olarak çözünseler de implanttırlar. İşte bu nedenle her hastanın enjeksiyon sonrası bir implant pasaportu olması gerekir. Ciddi bir doktor, enjeksiyondan önce ambalajı size gösterecek ve ne yaptığını açıkça anlatacaktır.

Kaç yaşında dolgu uygulamaları yapılmaya başlanabilir?

DR. REDKA: 30 yaşında.

DR. LIPP: Dolgu uygulaması kişiye göre değiştiğinden bir limit belirlemek zordur. Tek kural 18 yaşından küçüklere ve çocuklara bu uygulamanın yapılmamasıdır. Örneğin dudakları küçük olan veya yüzünde görünür bir asimetrisi olan 20 yaşında bir hastanız varsa, bunun sorumluluğu doktora aittir. Yaş ilerlemeden, yani yüzdeki deformasyon oranı %20 oranındayken uygulama yapılmasının daha uygun olduğu söyleniyor. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

DR. REDKA: Bu doğru. Başlama anı kişiye göre değişir. 30 yaş civarında başlanabilir. Ciltte elastikiyet kaybı ve yüz hacminin normal hale döndürülmesi gibi sorunlarda dermal dolgu uygulaması tek çözümdür. Kaliteli ve büyük firmalar tarafından üretilen dolguları herkes kullanabilir.

DR. LIPP: Sanırım bu akademik bir tartışma konusudur. Gerçekte hasta size gelir ve tedavi ister. Geri kalanı kişisel bir karardır.

Copyright © 2008 Orkidemce.info Tasarım Mursel Aygun
  »    » 
Bu sayfa 171 adet veri tabanı sorgusu sonucunda 0,643 saniyede oluşturuldu.