Fındık Nedir.?

 

Ülkemizde fındık tamamen kök ve dip sürgünleri ile çoğaltılmaktadır. Fidan olarak kullanılacak dip sürgünleri 1-3 yaşında, iyi odunlaşmış, 1-1.5 m boyunda ve iyi bir kök gelişimine sahip olmalıdır.Fındık fidanları yaprak dökümünden başlanarak şubat- mart aylarına değin dikilebilir. Türkiyede fındık yetiştiriciliği ocaklar şeklinde yapılır. Ocaklar arasındaki sıra ve üzeri ve arası mesafeler 4×4m ile 6×6m arasında değişir. Ocak şeklindeki yetiştiricilikte genellikle 6-8 adet fidan 1-1.20m çapındaki bir daire üzerindeki 60-70 cm derinliğinde açılan çukurlara dikilir. Dikilecek fidanlarda kök budaması ile yaralı ve ezik kökler çıkartılır, fidanın tepesi 40-50 cm yükseklikten kesilir. Her ocağa 6-8 adet fındık alanı dikilir.
Batılı ülkelerde olduğu gibi tek şeklindeki yapılması durumda açılan çukurlara bir fidan dikilir. Ülkemizde fındık yetiştiriciliğinde anaç kullanılmamaktadır. Avrupa ülkeleri ile ABDde fındıklar dip sürgünü oluşturma eğilimi az olan C. Colurna üzerine aşılı olarak yetiştirilmektedir.

Fındık ocaklarında oluşan dip sürgünleri dikimden sonra her yıl kesilerek temizlenir. Diğer ülkelerde dip sürgünü kontrolü, dip sür günlerinde odunlaşma olmadan herbisitler kullanılarak sağlanmaktadır.

Türkiyede 10-12 yıllık ocaklarının yenilenmesi, 5-6 yıl öncesinden yedek olarak dip sürgünleri ile yapılır.

Zuruf Çeşitleri Nelerdir
Türkiyede fındıklar daha çok meyilli arazilerde kurulduğundan, yabancı ot mücadelesi, toprak işlemesi ve çoğunlukla çapalanarak diğer bir deyimle el aletleri ile yapılır. Karadeniz Bölgesinde çok eğilimli arazilerdeki fındık bahçelerinde toprak erozyonunun önlenmesi amacıyla yağmurlu mevsimlerde toprak yüzünün ot ile örtülü bırakılması gereklidir. Bu periyotta su sıkıntısı söz konusu olduğundan sıra aralarının 2-3 kez çapalanarak yabancı otlardan arındırılması gerekir. Düz olanlarda kurulmuş olan fındık bahçelerinde bahçe traktörleri, pulluk ya da diskaro ile toprak işlemesi yapılabilir.

Ülkemizde Karadeniz kıyılarındaki fındık bahçeleri, Ekoloji oldukça yağışlı olduğundan genellikle sulanmaz. Bununla birlikte ilk üç büyüme sezonu boyunca sulanan bahçelerdeki ağaçların, verime yatacak büyüklüğe daha erken ulaşacağı bildirilmektedir. Ancak daha kurak alanlarda kurulan fındık bahçelerinde sulama, mutlaka gereklidir. Ancak daha kurak alanlarda kurulan fındık bahçelerinde sulama, mutlaka gereklidir.

fındık, Karadeniz Bölgesinin asitli topraklarında yetişebilen bir meyve türüdür. Ancak toprağın çok fazla asidik olmaması için zaman zaman kireç uygulamalarının yapılması gerekir. Fındık bahçelerinde 5-10 cm derinlikte mart ve haziran aylarında yılda iki kez çapa ile ot kontrolü yapılması yanında süper fosfat ve kalsiyum-amonyum-nitrat gübresi uygulamasının ö nemli ölçüde verim artışı sağladığı bildirilmektedir. Yapraktaki Azot seviyesini %1.87den %2.45 seviyesine yükselttiğini, tek başına 200gr P2O5 ve 500gr K2O uygulamalarının verime etkili olmadığını; Azot, fosfor ve potaslı gübrelerin bir arada uygulamasının, verimi en fazla düzeyde etkilediği belirtilmiştir. 200 g/ocak N2, 100 g/ocak P2O5 gübresi ve 3 kg CaO uygulaması önemli ölçüde verim artışı sağlamaktadır. Gübre uygulamalarının randıman ve meyve irliği üzerine etki yapmadığını, özellikle azot uygulamasının meyvenin kabuk kalınlığı ve ham Protein kapsamını artırdığı, yağ oranını ise azalttığını ort Aya koymuştur.

Türkiyede fındık bahçeleri kış ve ilkbahar olmak üzere yılda iki kez budanmaktadır. Kış budamasında kurumuş, sıklaşmış, verimden düşmüş, gereksiz dallar ile ocağın dip kısmına oluşmuş olan kök ve dip sürgünleri kesilir, ilkbaharda budamasına ise yeni sürmüş taze dip sürgünleri temizlenmektedir.

Fındık meyvelerinde zurufun sararması, sert kabuğun ¾ oranında kızarması meyvenin çeşide özgü tadını alması, meyvelerin dallardan dökülmeye başlaması olgunluk kriteridir. Karadeniz Bölgesinde fındık hasadı Ağustos ayı içinde yapılır. Hasat silkme yerden toplama, silkme ve sıyırma şekillerinde yapılır. Zurufları ile toplanan fındıklar, zurufu ile harman yerlerine serilir ve kabuklu fındıkta Nem %12, meyve içinde ise nem %7 düzeyine ulaşana kadar kurutulur. Kurutma işleminin tamamlanması ve zuruflarından patoz makinesi ile ayrılmasından sonra kırma fabrikalarına gönderilir.

Genel Özellikleri
Türkiyedeki fındık kültür çeşitleri, genellikle 3-4mye kadar ulaşan çalı formunda olmakla birlikte batı ülkeleri ile ABDde uygulanan tek gövdeli yetiştiricilikte, ağaçlar 4-6 metreye kadar boyanabilmektedir. Dip veya kök sürgünü oluşumu çalımsı habitüse sahip çeşitlerde, ağaç formunda yetiştirilenlere göre daha fazladır. fındıklarda kökler çok fazla derine gitmez. Kazık kök çok az bulunmaktadır.

Fındık çeşitleri arasında ağacın kuvvetli, büyüme şekli, dip sürgünü oluşturma eğilimi yönünden önemli farklılıklar vardır. Türk çeşitleri içinde Çakıldak, Kargalak, kan, incekara ve Kuş çeşitleri zayıf, Tombul, Palaz, Foşa, Kalınkara, Uzunmusa, Sivri ve Yuvarlak badem çeşitleri orta düzeyde kuvvetli, Mincane, Cavcava, Acı ve Yassı Badem çeşitleri ise kuvvetli bir gelişme göstermektedir. Aşırı gelişme kuvvetli, genellikle düşük verim ile ilişkilendirilmektedir.

Bazı araştırmacılara göre fındıkta ideal bir büyüme habitüsü; yuvarlak, dik-yayvan şeklindedir. Türk fındık çeşitlerinin büyüme şekilleri dik ve yayvan arasında değişim göstermektedir. Yarıdik büyüme habitüsüne sahip plan çeşitler, Tombul, Foşa, Mincane, Cancava, Uzunmusa, Kargalak, Sivri, Kuş ve Acı, yayvan büyüme habitüsüne sahip olan çeşitler ise palaz, Çakıldak, Kalınkara, incekara, Kan, Yassıbadem ve Yuvarlak Bademdir.

Türk fındık çeşitleri içinde Palaz, Cavcava, Uzunmusa, Kargalak, Sivri, Acı ve Yassı Badem sık bir sürgün oluşumu gösterirken, Tombul, Foşa, Mincane, Kalınkara, Kan, incekara, Kuş ve Yuvarlak Badem orta düzeyde sık Sürüngenler oluşturmaktadır. Ekoloji, kültürel işlemler ve yıllara göre farklılık göstermekle birlikte, Çalışkana göre bir yaşındaki sürgün uzunluk değerleri fındık çeşitlerimizde 3.6 cm ile 33.1 cm arasında değişmektedir.

Dip sür günü, Westwood tarafından, ağacın kök yada kök ya da kök boğazı kısmından çıkan istenmeyen sürgünler olarak tanımlanmaktadır. Dip sürgünü oluşumu, özellikle tek gövdeli fındık yetiştiriciliğinde arzu edilmeyen bir özellik olarak dikkate alınmaktadır. Çeşitlerimizin tümü dip sürgünü oluşturm aya oldukça eğilimlidir. Bununla birlikte Tombul, Palaz, Foşa, Çakıldak, Kalınkara, Uzunmusa, Kargalak, Kan, Sivri, incekara, Yassı Badem ve Yuvarlak badem çeşitleri, Mincane, Cavcava, Kuş ve Acı çeşitlerine göre daha fazla dip sürgünü oluşturma eğilimindedir. Fındıkların tek gövdeli ağaç formunda yetiştirildiği batı ülkelerinde, az dip sürgünü oluşturan çeşitlerde dip sürgünü kontrolü, herbisitler ile yapılmaktadır.

Tomurcuklar
Fındıkta tomurcuklar almaşık olarak dallar üzerinde sıralanır, yumurta biçiminde ve yuvarlaktır. Genel olarak Türk çeşitleri içinde Kargalak sivri, diğer çeşitlerimiz ise oval tomurcuk şekli göstermektedir. Tomurcuk renkleri ise yeşil ya da yeşilimtırak kırmızı arasında değişmektedir. Yerli çeşitlerimizden Çakıldak, Kargalak, kan ve Kuşta tomurcuk rengi yeşilimtırak iken diğer çeşitlerimizde yeşil olarak bildirilmektedir.

Yapraklar
yapraklar, sonbaharda bitkinin dinlenmeye girmesi ile birlikte dökülür. Fındık yaprakları iri, yuvarlak veya hafif uzunca, sap tarafı yürek biçiminde, kenarları testere dişli ve yer yer derin dişli, üst yüzü buruşuk, alt yüzü hafif seyrek tüylü ve kısa saplıdır. Yerli çeşitlerimiz içinde yaprak büyüklüğünün 0.97 cm ile 1.62 cm arasında değiştiği belirlenmiştir.

Çiçekler

erkek çiçekler
Sonbaharda büyümeye başlayan erkek çiçekler 6-7 cm uzunluğunda püskül gibi sarkık, silindirik başaklar halindedir. Bunlar bir kedi kuyruğuna benzedikleri içi kedicik olarak da adlandırılırlar. Fındık çeşitlerimizdeki kedicikleri uzunluklarına göre kısa, orta ve uzun olmak üzere üç sınıfta inceleyen Çalışkana göre, Mincane ve Çakıldak çeşitleri kısa; Kargalak ve Yuvarlak Badem çeşitleri uzun; diğer çeşitler ise orta uzunlukta kediciklere sahiptir. Çoğunlukla kısa dalcıklar gibi ağaçlar üzerinde aşağıya Doğru sarkar. Kediciklerde her braktenin dibinde kendisine yap ışık, periantsız fakat iki yüksek yapraklı ve dibine kadar ikiye bölünmüş dört anteri olan bir çiçek vardır. Anterler olgunlaştıkları zaman bol miktarda çiçek tozu verir. Bir kedicikte 6 milyon çiçek tozu tespit edilmiştir. Kediciklerin rengi fındık çeşitlerimizde genellikle yeşil iken Kan çeşidinde pembemsi kahverengidir.

Dişi Çiçekler
Dişi çiçekler, çoğunlukla bir tepe tomurcuğu ya da yan tomurcuk içerisinde yer alır. Dişi çiçekleri taşıyan tomurcuklar küçük ve dik bir durumdadır. Aralık ya da ocak ayından itibaren çiçeklenmenin başlangıcına kadar, dişi çiçek salkımları, vejetatif tomurcuklardan genellikle Göz ile kolayca ayırt edilemez. Dişi çiçek salkımları, tomurcuğun uç kısmından dışarıya doğru çıkan açık kırmızı stigmalar demetinden oluştukları için karan Fil olarak da adlandırılırlar. Her dişi çiçek, bir braktenin dibinde iki çiçek olmak üzere 2,4 ve 6 tanesi bir arada bir başakcık oluşturacak şekilde bulunur. Döllenme zamanı tomurcuk pulları arasından bu çiçeklerin her birinden ikişer tane olmak üzere, uzun ve dar bir yelpaze şeklinde, koyu kırmızı veya menekşe renkli dişicik tepeleri ortaya çıkar. Çeşitlerimizde karanfildeki stigma sayıları 14 adet ile 24 adet arasında değişmektedir. Stigma renkleri ise Çakıldak ve Sivri çeşitlerinde mor-kırmızı, Kanda mor, Yassı ve Yuvarlak Badem çeşitlerinde pembe, diğer çeşitlerimizde kırmızı olarak bildirilmektedir. Bununla birlikte tozlanan dişi çiçekler, kahverengi-siyah bir renk almaktadır. Tozlanmadan sonra oluşan yumurtalık iki bölmelidir. Her bir bölmede asılı olarak bir yumurta bulunur. Genel olarak bunlardan bir tanesi gelişir. ikisi birden döllenerek ikiz iç oluşur.

Zuruf Özellikleri
Fındık çeşitleri zuruf morfolojileri açısından oldukça farklılık göstermekte ve bu özellik çeşit ayrımında araştırıcılar tarafından yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Ağaç üzerinde fındık meyvesini saran yeşil zuruf, iki ve bazen de boru şeklinde tek parçalı bir koruyucu yapraktan oluşur. Zurufun ucu az veya çok derin dilimlidir. türlere göre meyveyi tamamen veya kısmen örter. Ülkemizde yetiştiriciliği yapılan çeşitler genel olarak uzun ve kavrayıcı zuruflara sahiptir. Türk çeşitlerindeki zuruf uzunluğu, meyve boyunun 1-1.5 katı, 1.5-2 katı ile 2-2.5 katı arasında değişir. Türk fındık çeşitlerinde meyveler olgunlaştıkları zaman bu özellik nedeniyle zuruf içinde kalmakta ve derim el ile yapılabilmektedir. Batı ülkelerinde yetiştirilen Barcelona, Siciliana, Tonda Gentile dele Langhe ve Tonda Romana çeşitlerinde, fındık boyu ile hemen hemen aynı uzunluğa sahip açık ve serbest zuruf özelliği nedeniyle, olgunluk zamanında meyveler direk olarak yere düşmektedir. Bu serbest zuruf özelliği, Mekanik hasadı kolaylaştırmaktadır.

Meyve
Fındık meyvesinin içi, dış kabuğun şekline uygun olarak yuvarlak, sivri veya badem şeklindedir ve üzeri sarı, kahverengi veya kırmızı ince kabuk ile örtülür. Meyve içi, düz veya eğri bir göbek bağı ile kabuğa bağlıdır. Bütün fındık çeşitlerinde fındığın i.i, yenilebilen iki parçalı kotile dondan oluşur. Bunların ortasında, meyvenin uç kısmına Doğru, bir embriyo bulunur.

Döllenme Biyolojisi
Fındıklar, diklin meyve türleridir. Diğer bir deyimle, erkek ve dişi çiçekler aynı ağaç üzerinde fakat farklı yerlerde bulunur. Tozlanma, rüzgar ile sağlanır. Fındıklarda bol çiçek tozu oluşumu ve dişicik tepesinin yapısı böyle bir tozlanma şeklini kolaylaştırmaktadır.

Fındıklarda çiçeklenme süresi diğer meyve türlerine oranla çok uzundur. Fındık çeşitlerinin pek çoğu dikhogam olup protandri yaygındır. Amerika, Fransa ve italyada üzerinde çalışılan çeşitlerin yaklaşık %90ının protandri olduğu belirtilmektedir. Bununla birlikte Tombul, incekara, Kalınkara ve Badem çeşitlerinde ise erkek çiçeklerin dişi çiçeklerden daha önce geliştiği, erkek ve dişi çiçekleri aynı zamanda olgunlaşan çeşitlere rastlanmadığı bildirilmektedir. Fındıkta tozlanma kasım ayından başlayarak şubat sonuna kadar devam eder. Tozlanmanın meydana geldiği bu periyotta dişi çiçeklerde eşe organları henüz tam olarak oluşmadığı için dişicik tepesi üzerine gelen çiçek tozu burada çimlenip kısa hücrelerinin oluşumu için 4-5 Ay bekler, ilkbaharda yumurta hücreleri oluştuktan sonra döllenme olur ve meyve içi gelişmeye başlar.

Schuster ve diğer araştırıcılar tarafından yapılan çalışmalar, fındık çeşitlerinin kendine uyuşmaz olduğu yönündedir. Araştırıcılar bazı kombinasyonlarda melezlemede uyuşmazlık da bildirilmektedir. Uyuşmazlık sistemi tek bir lokus üzerindeki çoklu alel genler tarafından kontrol edilen saprofitlik bir tiptir. Polende S- alelleri arasında dominantlık ya da ko-dominantlığın oluşabildiği fakat bugün için ko-dominantlığın sadece stigmada var olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle fındık bahçelerinde çeşit karışımı yapılması diğer bir deneyimle tozlayıcı çeşit bulundurulması verim yönünden önem taşımaktadır.

iyi bir tozlayıcı, büyük miktarda, Canlı ve ana çeşidin dişicik tepesi üzerinde çimlenebilecek poleni üretebilecek çok sayıda erkek çiçeğe sahip olmalı ve erkek çiçekler daha düşük sıcaklıklarda aktif duruma geçebildiğinden, polenlerini, esas çeşidin dişi çiçeklerinin en reseptif olduğu dönemde vermelidir. Erkek çiçek oluşumu, çiçeklenme safhasına kadar Canlı kalma dereceleri, oldukça büyük farklılık olmakla birlikte polen dağılma zamanı ile stigmanın reseptif olduğu zamanlar da yıldan yıla değişim göstermektedir.

Yetersiz tozlanma nedeniyle verimlilikte oluşan düşüş, farklı zamanlarda polen dağıtan 2 ya da 3 tozlayıcı kullanılarak azaltılabilmektedir. Tozlanmamış olan dişi çiçekler 2-3 ay reseptif kaldıkları için erkek çiçekleri çok erken açan tozlayıcıya göre daha geç zamanlarda çiçek açan tozlayıcıların kullanımı çok daha yararlıdır.

Fındıklarda çiçek tozlarının çimlenme oranı ortalama %50-60 arasında değişim göstermektedir. En yüksek çimlenme oranı yerli çeşitlerimiz arasında %76 olarak Sivri fındık çeşidinde belirlenmiştir. Kültür çeşitlerimizdeki çiçek tozu çimlenme durumu ile karşılaşılmamıştır. Herhangi bir çeşitte erkek çiçek oluşum miktarı yıldan yıla değişim göstermekte ve büyük ölçüde ürün miktarı ile sürgün büyüme düzeyindeki dalgalanmalara bağlı olarak değişmektedir. Bununla birlikte, uzun yıllar yapılan gözlemler, çeşitler arasında belirgin farklılıkların olduğu ortaya koymaktadır

Karşılıklı olarak birbirini tozlayacak çeşitlerde çiçeklenme zamanı ve süreleri çakışmaktadır. Fındıktaki yaygın periyodisite nedeniyle, çeşitlerin farklı dinlenme ve verim yıllarında, yeterli bir tozlanma için ikiden fazla çeşit karışımı gereklidir. Yapılan çalışmalarda tozlayıcı olarak kullanıldığında bazı çeşitlerin meyve tutum oranını artırdığı belirlenmiştir. Tombul çeşidinin incekara ve Sivri ile, Sivri çeşidinin incekara ve Tombul ile, Badem çeşidinin incekara ve Sivri fındık çeşitleri ile tozlandığında en yüksek meyve tutumu gösterdikleri ve bu çeşitler ile bahçe kurulurken, belirtilen çeşitler ile bir çeşit karışımı yapılmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Fındıkta partenokarpi, içi boş meyveyi oluşturacağından arzu edilmeyen bir olaydır.

Tozlayıcı ağaçların esas çeşide oranı 1/24 ya da %3 ile 30 arasında ortalama %10 civarındadır. Çeşitler bahçeye en yakın tozlayıcı ile aralarındaki mesafe 20mden fazla olmayacak şekilde yerleştirilmelidir. Her ocakta bir kökün tozlayıcıya ayrılması, bahçedeki tozlayıcı çeşit miktarını artırmasının yanı sıra derim zamanında çeşit karışımına yol açmaktadır.

Fındıklar genel olarak periyodisiye çok eğilimlidir. Bu durum Fındıklardan her yıl düzenli ürün alınmamasına yol açar. Periyodiste döllenme şartlarının iyi bir şekilde düzenlenmesi, kültürel işlemlerin iyi bir şekilde uygulanması ile en az düzeye indirilebilir.

Türkiyede kültür fındıklarında başlıca iki periyotta döküm olmaktadır. Mart-nisan-mayıs aylarında gerçekleşen birinci döküme ilkbahar dökümü, ikinci döküme ise yaz dökümü adı verilir. Karanfil dökümü daha çok çiçek dökümü, çotanak dökümü ise yumurtaları gelişmiş dış kabukları sertleşmiş meyvelerin dökümüdür. Karanfil dökümü, daha çok ekolojik etkenlerle ve yetersiz döllenme nedeniyle oluşurken, çotanak dökümünde döllenme ve beslenme yetersizliklerinin yanı sıra Kuraklık, en büyük rolü oynamaktadır.

Copyright © 2008 Orkidemce.info Tasarım Mursel Aygun
  »    » 
Bu sayfa 164 adet veri tabanı sorgusu sonucunda 0,388 saniyede oluşturuldu.