Hiç Hoşlanmıyorum...

 

Benim adıma karar verilmesinden,

Başkasının hatırı için bir şey yaptırılmak istenirken benim hatırımın hiçe sayılıyor olmasından,

Emrivakilerden,

Aptal yerine koyulmaya çalışmaktan,

“Beğendin mi?” diye sorulduğunda aslında soru soruluyor olmamasından, sorunun yanıtının tek şıklı ve önceden belirlenmiş bir şekilde “Evet” olmasından,

“Gerçekleri duymanın öneminden” dem vuranların gerçekleri duymayı umursamamasından,

Hatayı hep karşısındakilerde bulanların üstüne üstlük kendilerini mükemmel kabul etmesinden,

Ben bir iş yaparken bana yardım etme bahanesiyle ensemde bitilmesinden, işime karışılmasından,

Yağmurda zevk için insanları ıslatan şoförlerden,

Yaşlılara, hamilelere yer vermemek için camdan dışarı bakan, bulutlu günlerde bile güneş gözlüğü takıp dinlediği müziği sonuna kadar açan saygısız “genç”lerden,

Verilen hediyeyi beğenmiş gibi yapmak zorunda olmaktan,

Verdiğim özel kararların sorgulanmasından, sebeplerini açıklamam beklenmesinden,

Yolda hasbelkader denk geldiğin insanın mutlaka “Araşalım, çok özledim” yalanını söylemek zorunda hissedip hiçbir zaman görüşülmemesinden,

Adı üstünde “özel” hayatıma dair soru sorulmasından,

Isrardan… Abartılı ısrardan,

Laf olsun diye soru sorulmasından,

-mış gibi yaşayanlardan,

Başkalarının mutsuzluklarıyla mutlu olanlardan,

Kısa yoldan haketmediklerine ulaşmaya çalışıp bu uğurda her şeyi mübah görenlerden,

Telefon tacizinden,

Bir hediyeyi ayıp olur diye takmak/kullanmak zorunda kalmaktan, kullanmayınca suçlu duruma düşürülmekten, surat asılmasından,

Kendisi de hiç arayıp sormadığı halde ilk görüşmenizde senin onu arayıp sormamandan yakınan arkadaşın otomatikman vefalı biriymiş gibi görünmesinden,

Kendi haline bakmadan başkalarını eleştirenlerden/akıl verenlerden,,

Meraklılardan, burnunu her şeye sokanlardan,

Ben yemek pişirirken bana yardım olsun diye yemeğe girişilmesinden ve ortaya bambaşka bir yemek çıkmasından,

“Yeterli, teşekkürler” dediğim halde tabağıma bir kaşık daha yemek ilave edilmesinden,

37 yaşında olduğum gerçeğinin unutulup küçük çocuk gibi görülmekten,

Sanki yılların yemek pişiren, evini çekip çeviren kadını değilmişsiniz gibi onları her ziyaretinizde evlerinden ayrılırken elinize turşudur, salçadır, tatlıdır tutuşturan ya da “Şimdi bu evde kalmasın, atılır”dan “Fazla pişirmişim”e kadar türlü bahanelerle mutlaka yanınıza kaplarca yemek verilmesinden,

Egosu tavan yapanlardan,

Kendinden başka kimseyi düşünmek aklına bile gelmeyen ama senden hep beklentisi olanlardan,

Önyargılılardan,

Beni sınıflandırmaya çalışanlardan,

Fedakârlığın/tavizin sürekli benden beklenilmesinden,

“Hayır”ın “Evet” olarak kabul edilmeye çalışılmasından,

Muhabbetin bittiğini kabul etmeyip sündüren, “Eeee, daha daha neler yaptınız?” sorusunun sorulmasından,

At gözlüğü takanlardan,

Trafikte kendisinin sürekli yaptığı hatayı başkası yaptığında küfreden, kendine hak gördüğünü başkalarına lütuf görenlerden,

Ağzından çıkanı kulağı duymayanlardan,

İstediğini elde edemeyince surat asan, demogoji yapan aile büyüklerinden,

Ondan-bundan-şundan…