Kadının ruhsal durumu şeffaf ve ince…

 

KADININ ruhsal durumu, sağlığını ve dolayısıyla mutluluğunu direkt bir şekilde etkiliyor. Hormonların salınımı ve birlikte barış içinde yaşamasından ibaret olan bu mutluluk, kadını, hem bir anne, hem bir eş ve hem de iş hayatında iyi bir yere getiriyor. Kadına özgü hastalıklar hiç kuşkusuz, kadın ruh sağlığını da etkiliyor. Erkekten çok farklı bir işleyişe sahip kadın bedeni ve beyni, kadını daha duyarlı bir varlık haline getiriyor. Toplum burada çok şeyin Bütün belirleyicisi. Toplumun kadına, cinselliğe, anneliğe bakış açısı, kadının kendine bakışını ve psikolojisini etkiliyor.

KADINLIK NE KADAR ZOR?
bu etkileşimler zinciri, kadını insanlık tarihinde zor bir konuma getiriyor. Kadının gelişim dönemleri, ilk adet görme, hamilelik, doğum ve menopoz ile birlikte yaşantısındaki dönüm noktalarını belirliyor. cinsellik, seksi kimlik ve üretkenlik, haz ve mutluluk verici işlevlerin yanında doğumsal değer yargıları, kadının toplumdaki rolü ve algılanma biçimiyle iç içe geçiyor.

Kadın olmanın zorluklarının psikolojik yönüne ilişkin 11 yıl önce bir kitap yazan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Konsültasyon-Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, bu kitabı yeni eklemelerle, yayına hazırlıyor. Prof. Dr. Özkan, kadın olmanın her açıdan zor ve yorucu bir yanı bulunduğunu itiraf etti.

KİMLİĞİ TANINMALI
Kadının kişiliği, kimliği, ruhsal, duygusal durumu dikkate alınmadan  cinsel doyum ve mutluluğu yakalamasının mümkün olmadığını belirten Prof. Dr. Özkan, depresyonun kadınlarda erkeğe oranla 2 kat fazla görüldüğünden örnek verdi. Depresyonun yaşam boyu görülme sıklığının erkeklerde yüzde 12 iken, kadınlarda yüzde 21 olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özkan, aynı şekilde panik bozukluk, sosyal fobi, kaygı ve yeme bozukluğunun da kadınlarda daha sık görüldüğünü açıkladı.

Erkeklerde ise, alkol ve madde kullanım bozukluğu ve anti sosyal kişilik bozukluğu, kadınlara oranla daha çok görülüyor. Biyolojik farklılık ve kadındaki üreme hormonlarıyla açıklanan bu değişkenlik, kadın hastalıkları, doğum, adet görme ve menopoz ile şekilleniyor.

ŞİZOFRENİDE EŞİTLİK
Şizofreninin klinik seyri ve dışa vurumunda belirgin cinsiyet farklılığı var. Şizofreni kadın ve erkeklerde eşit olarak görülmesine rağmen, kadınlarda daha geç başlangıç yapıyor. Kadınlarda hastalık öncesi dönem erkeklere oranla daha iyi olmakla birlikte, yapısal beyin anomalileri, maddenin kötüye kullanımı, eş tanısı, öz kıyım eğilimi şizofrenik kadınlarda daha az görülüyor.

ANKSİYETE BOZUKLUKLARI
Bu bozukluklar, toplumda en sık rastlanan ruhsal rahatsızlıklar olarak tanımlanıyor. Hastalık grubu olarak bakıldığında, anksiyete bozuklukları kadınlarda erkeklere oranla eş zamanlı depresyon tanısı alma oranları daha yüksektir. Panik ve eşlik eden agorafobi, kadında erkeğe oranla 2-3 kat, yaygınlaşmış anksiyete bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğu ise 2 kat daha fazla görülüyor.

BEKARET TESTİ UTANCI
Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma Merkezi’nden Prof. Dr. Tomris Türkmen’in ‘Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Sağlığı Araştırması’, Birleşmiş Milletler’in Acil Eylem Planı’ndan bir alıntıyla başlıyor:

“Sağlık, sadece hastalık ya da sakatlığın yokluğu olmayıp; fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. Kadın sağlığı; duygusal, sosyal ve giziksel iyilik halini içerir ve tüm bunlar yaşamlarının biyolojik olduğu kadar sosyal, ekonomik ve siyasi çerçevesi ile de belirlenir.”

Kadına karşı şiddet ya da toplumsal ciddiyete dayalı şiddet bir bütün olarak kadın insan haklarının ihlali olarak kabul ediliyor. Prof. Dr. Türkmen, son 5 yılda dünyanın pek çok yerinden elde edilen kadına karşı şiddet verilerinin, özellikle yakın partner (eş, erkek arkadaş) şiddetinin görülme sıklığına ilişkin verilerle artış gösterdiğini belirtiyor. Araştırma, tüm dünyada nüfusa dayalı çalışmaların gözden geçirilmesi sonucunda, kadınların yüzde 10 ila 50’den fazlasının yaşamlarında yakın partnerleri tarafından fiziksel istismara maruz kaldığını ortaya koyuyor.

RUH BOZAN TABLO
1998 yılında Türkiye’de yapılan bir araştırmada, Türkiye’de 158 adli tıp uzmanından 118’inin, geçen 12 ay içinde 5 bin 901 bekaret testi uyguladığını, bunların 1856’sının (yüzde 45) ‘sosyal nedenlerle’ uygulanmış olduğu kanıtlandı. Görüşülen doktorların yüzde 68’i,  bir saldırı ve tecavüz olmadan bekaret testi uygulamasının uygun olmadığını ve yüzde 93’ü ise bekaret testi uygulamasının hastada psikolojik travmaya yol açacağı konusunda hem fikirdiler. Yüzde 58’i ise, testlerin en az yarısının hastanın isteği dışında uygulandığını bildirdi. Tüm bu olanlar kadınlarımızın ruhi dengelerinin bozulmasına yetiyor da artıyor bile.
alıntı

Copyright © 2008 Orkidemce.info Tasarım Mursel Aygun
  »    » 
Bu sayfa 166 adet veri tabanı sorgusu sonucunda 0,513 saniyede oluşturuldu.