Uçakla seyahatin yazılmamış kuralları : Adab-ı Tayyare…

 

 

“Uçakla seyahatin yazılmamış kuralları”

Uçaklar hala dünyanın en güvenilir ulaşım araçları. Ancak endişelenmeniz gereken başka şeyler var. Çünkü uçakların kendilerine has, hiçbir yerde yazılmamış, ama gelenekselleşmiş bazı kuralları vardır. Otobüslere ya da trenlere benzemezler. Daha doğrusu, her ortamın kuralları kendine has olur. Örneğin metroda yapılan bazı davranışlar, saygın bir otobüs firması ile seyahat ederken kaba karşılanabilir. Benzer bir durum uçaklar için de geçerli!

Göklerde 950 km hızla uçmakta olan çelik bir tüpte birbirini kırmanın ne alemi var değil mi?

Bazı bilimsel araştırmalar kalabalık bir mekanda hareketsiz kalan insanların giderek gerildiğini ortaya koyuyor. Buna havada olmanın stresi ve klostrofobik etki de eklenince, haliyle sinirler epey gerilebiliyor. Ancak madem ki insanoğlu yeryüzünden kilometrelerce yükseye çıkabilmeyi başardı; orada sakin durmasını da bilmeli değil mi?

Uçak yolculuğunun keyifli ve sorunsuz geçmesini istiyorsanız, altın kural, uçaktaki diğer yolcularla olabilecek sürtüşmelerden kaçınmaktır. Bu hususta en önemli nokta, başkalarına ait kişisel alana kazara da olsa işgal yapmamak, birbirini rahatsız etmemektir. Alt tarafı birkaç saat demeyin, kolları bedenine dikilmiş gibi seyahat etmeyi kimse istemez çünkü seyahat keyif işidir.

Oturulan koltuğu arkaya yaslarken, 80’li yıllardan kalma, şehirlerarası hurda bir otobüste seyahat ediyormuşçasına, kolçaktaki düğmeye bastırıp olanca güçle arkaya yaslanmak sakıncalıdır mesela. Bu, arkadaki yolcunun içeceğinin üzerine dökülmesine, hatta kucağındaki laptopun ıslanmasına ya da zarar görmesine bile neden olabilir.Burada koltuk yatırılmadan önce arkadaki yolcuya bir bakış atılması, koltuğu yaslayacağınızı arkanızdakinin hissetmesi sağlanmalıdır. Sonrasında son derece yavaşça koltuğumuzu arkaya, güvenle yaslayabiliriz. Böylece sen sağ ben selamet!

Uçağa binerken yanınızdaki evrak çantanızı nereye koymanız gerektiği, bazen bir puzzle kadar zor olabilir. Acaba ayak altında mı dursa? Yoksa yanımda mı dursa? Bunlar yan koltukta oturan kişiyi huzursuz edip, kızgınlığa sebebiyet verebilir. En güzeli çantanın, koltuk üzerindeki el bagajı alanına koyulmasıdır. Ancak bu hususta yazılmamış kural şudur; çantalar tam üzerinize değil, oturduğunuz noktadan az daha ileriye konulursa seyahat boyunca, herkes kendi çantasını arada kolaçan edebilir ve tabii, uçaktan inerken iki adım atıp çantanızı almak da pratik olmaktadır.

Uçağa binerken okuma keyfine daldıracak, keyifle dinleyecek ya da izleyecek DVD, kitap, dergi ve tablet bilgisayar gibi şeyler almakta fayda var. Böylece insan kendi dünyasına dalar ve başkalarını rahatsız etme ihtimali de azalmış olur.

Uçak yolculuğu sırasında en çekişmeli geçen, koltuk kolçağına hükmetme savaşıdır. İlk gelen kolçakların ikisini de kapar. Ancak kolunu bir anlığına da olsa kolçaktan çekse, kolçaktaki kalesi düşebilir ve yanındaki yolcu kolunu aynı kolçağa yerleştirebilir. Bu da tüm yolculuğun tatsız bir itişmeyle geçmesine neden olabilir. Böyle durumlarda adab-ı teyyare şöyle buyurur; pencere ve koridor tarafındaki yolcular dış taraftaki kolçakları alırlar. İkisinin ortasında oturan ve pek de şanslı olmayan yolcu ise iki yanındaki kolçağa da kolunu dayayabilir. Bu yeterince adil bir anlaşmadır aslında.

Ebeveyn olmak, gerçekten de harika bir şeydir. Ancak sorumlu birer ebeveyn olmak, çok daha harikadır. Çocuklarla seyahat etmenin zor olduğu malumunuzdur. Küçük bir alanda, belki saatlerce çocukları kontrol etmek ve başka insanları rahatsız etmelerini önlemek, bazen ülkeler idare etmekten zor olabilir. Ne var ki, topluluğun bekası için gereklidir. Çocuklarla seyahat ederken müzik çaların kulaklığını takıp ya da bir dergiye gömülüp, sanki o çocukları daha önce hiç görmemiş gibi davranmak uygun bir davranış olmayacaktır. Uçak seyahatlerinde çocuklar üzerinde kontrol sağlamak; öndeki koltukları tekmelemelerini önlemek, koridorda koşmalarını engellemek, ellerindeki yemişleri oraya buraya atmalarını durdurmak cidden çok önemlidir. Bazen çocuklar gerçekten de hiç susmak istemezler. Kimse sizden mucizeler beklemiyor, ama en azından susturmayı denemek ve müdahale etmek, kadın ne yapsın baksana ufaklığa Allah kolaylık versin yorumlarına sebebiyet verir ve yük omuzlardan bir nebze kalkar.

Deniz ve okyanus aşırı seyahatlerde bir ya da birkaç kez lavaboya gitmek gerekebilir. Cam kenarında ya da orta koltukta oturanlar, bu eylemi gerçekleştirmek için yanındaki yolcuları kaldırmak durumundadır. Özellikle yemek servisi yapıldığında ve diğer yolcular yemeklerinin tam ortasında iken, ya da yandaki yolcu kendisince önemli bir işle uğraşıyorken, acil değise tuvalet kararını biraz ertelemekte fayda vardır. Böylece kimse rahatsız olmamış olur.

Diyelim ki yolculuk sırasında cam kenarında oturacak olan şanslı kişi sizsiniz. Bu sefer de pencerenizin gölgeliğini indirip indirmemeniz bir problem yaratabilir. Siz uyumak istediğinizde, yanınızdakiler dışarıyı izlemek istiyor olabilirler. Ya da siz güneşin doğuşunu izlerken, yanınızdakiler kestiriyor olabilirler. Böyle durumlarda adab-ı teyyare der ki; eğer ortak bir paydada buluşamıyorsanız, hiç olmazsa hareketiniz kalıcı olsun. Gölgeliği bir indirip bir kaldırmayın.

Çok yoğun çalışan bir iş adamı uçakta seyahat ediyor olabilir. Her an çok önemli görüşmeler yapmak zorunda da kalabilir. Ancak uçaktayken cep telefonu ile konuşmamak, kimseye 2 saatte dünyanın işini kaybettirmeyecektir. Konuşulması halinde sen bizim canımıza mı kastediyorsun tepkileri ile olay içinden çıkılmaz bir hale gelip, yolculuk karakolda bitebilir!

Uçak yolculukları, başkalarıyla gerçekleştirilen bir eylem olduğundan, en önemli yazılmamış kural, belirli bir süre kader birliği yaptığımız insanlara saygıdır. Evet siz bu kurallara uysanız da, her daim uymayanlar olacaktır. Ama siz kurallara uydukça, saygılı davranıp kurallara uyanlar artacak; buna emin olabilirsiniz.

Copyright © 2008 Orkidemce.info Tasarım Mursel Aygun
  »    » 
Bu sayfa 166 adet veri tabanı sorgusu sonucunda 0,357 saniyede oluşturuldu.